
CK Akdeniz’de Skandal Düzen: Tapulu Araziye Çök, Elektriği Sat, Vatandaşı Tehdit Et!
Kamu hizmeti veren imtiyazlı şirketlerin en büyük hastalığı nedir bilir misiniz? Hem suçlu hem güçlü olma kibri ve vurdumduymazlık.
Faturayı bir gün geciktirseniz kapınıza dayanıp elektriğinizi kesmeyi vazife bilenler; iş vatandaşa hizmete, can güvenliğine veya kendi ihmallerini temizlemeye gelince adeta sırra kadem basarlar.
Bugün size Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Yarbaşçandır Mahallesi’nden yükselen, sadece bir bürokratik zafiyeti değil, apaçık bir hak gaspını ve mülkiyet krizini anlatacağım.
Olayın perde arkasındaki gerçek çok daha çarpıcı: Ortada sıradan bir arıza veya yol kenarındaki bir direk yok. CK Akdeniz, vatandaşın özel mülkü olan tapulu arazisinin tam ortasına elektriğin direğini dikmiş! Üstelik vatandaşın kendi tapulu arazisinden geçirdiği hatlarla civar köylüye elektrik satıp para kazanıyor, ticari çarkını döndürüyor.
Fakat işin en trajikomik tarafı nerede başlıyor biliyor musunuz?
Arsa sahibi vatandaş, mülkiyeti tamamen kendisine ait olan bu tapulu parselde betonarme bahçe duvarı örmek ve arsasını düzenlemek istiyor. Ancak kendi mülkünde adım atamıyor! Çünkü arazisindeki direk çürümüş, üzerinden geçen alçak gerilim hatları tehlike saçıyor. Kendi tapulu toprağında adeta esir edilmiş durumda.
Peki arsa sahibi ve yüklenici firma ne yapıyor? Dağ kanunu işletmiyor; resmi yollara başvuruyor. CİMER kayıtları açılıyor, kuruma resmi dilekçeler veriliyor. Günler geçiyor, cevap yok! Sahaya getirilen paletli kepçe yaklaşık iki haftadır kontak kapalı bekletiliyor. Günlük zarar tam 50 bin TL! İşçiler bekliyor, maliyetler katlanıyor, can güvenliği pamuk ipliğinde sallanıyor.
Sonunda yüklenici firma yetkilileri, Yarbaşçandır Mahallesi'nden sorumlu CK Akdeniz saha görevlisi Mustafa isimli personele ulaşıyor. Durumu tane tane anlatıyorlar: "Burası tapulu arazi. İşimizi yapamıyoruz, kepçemiz yatıyor, günlük 50 bin lira zararımız var. Daha da önemlisi burada işçilerin can güvenliği riski var, direk her an yıkılabilir."
Karşılığında alınan cevap ise kurumsal terbiyeden fersah fersah uzak, alaycı ve tam anlamıyla bir meydan okuma:
“Sorun benim sorunum değil! Senin ödediğin kepçe parası beni ilgilendirmiyor. Nereye istersen git ve şikayet et, Cumhurbaşkanlığına kadar yolun var!”
Pişkinliğin, alaycılığın ve pervasızlığın bu kadarına pes doğrusu! Adamın tapulu mülküne çökeceksin, o hattan köylüye elektrik satıp kasana para koyacaksın, vatandaş kendi arazisinde duvar yapmaya kalkınca da görevlin çıkıp alaycı bir dille "Kepçe parası beni ilgilendirmez, direği kaldırmıyorum, nereye istersen git" diyecek!
Sahadaki Mustafa isimli bu çalışan, vatandaşa karşı bu alaycı tavrı ve kabadayı ağzını nereden alıyor? Bu cüret nereden besleniyor?
Cevap çok net: CK Akdeniz’deki başıboşluktan ve tepe yönetimin vurdumduymazlığından. Buradan doğrudan soruyorum: Akdeniz EDAŞ Genel Müdürü Sayın İlkay Baydar ve CK Akdeniz Perakende Satış Genel Müdürü Sayın Fahrettin Tunç; sizler o koltuklarda tam olarak ne iş yapıyorsunuz?
Vatandaşın mülkiyet hakkı hiçe sayılırken, masalarınızda resmi dilekçeler ve CİMER başvuruları çürürken neden susuyorsunuz? Sahadaki personeliniz vatandaşı alaya alıp kurumu rezil ederken hiç mi denetim yapmıyorsunuz?
Daha da vahimi: O arazideki çürük direk bir işçinin veya arsa sahibinin üzerine devrilip can aldığında mı oraya teşrif edeceksiniz?