Beşiktaş kaybedebilir.
Beşiktaş kötü oynayabilir.
Ama Beşiktaş ruhsuz olamaz.
Bugün sahada gördüğümüz şey bir futbol takımından çok, formayı taşıyan ama ağırlığını hissetmeyen bir kalabalık. Mücadele yok, isyan yok, reaksiyon yok. Skor tabelası değil; tribünün canını yakan asıl mesele bu.
Bu camia tarih boyunca krizlerle yaşadı. Transfer yasakları gördü, maddi darboğazlardan geçti, kadrosuz kaldı. Ama hiçbir dönem “Bu takım ne oynamak istiyor?” sorusu bu kadar cevapsız kalmadı.
Sorun teknik direktör mü? Kısmen.
Sorun futbolcular mı? Büyük ölçüde.
Ama asıl sorun, Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan karakterin sahaya yansımaması.
Bu formayı giyen herkes şunu bilmeli:
Beşiktaş formasının bedeli maaş bordrosunda yazmaz.
O bedel; koşarak, basarak, kavga ederek ödenir.
Tribün sabırlıdır ama kör değildir.
Taraftar yenilgiyi affeder, umursamazlığı asla.
Artık karar zamanı.
Ya bu takım kimliğini hatırlayacak,
ya da tribün hatırlatacak.
Ve Beşiktaş’ta tribün hatırlattı mı,
kimsenin mazereti kalmaz.