Korkulan oldu, matematik bitti ve Antalyaspor küme düştü.
Aylar önce bu köşeden haykırmıştık; "Saha silik, plan yok, inanç eksik" demiştik. "Matematik de futbolu kurtaramaz" diye uyarırken, aslında bugün yaşayacağımız bu büyük çöküşün ayak seslerini duyuyorduk. Maalesef ne kulübü yönetenler ne de sahada o ağır formayı giyenler bu feryadı duydu. Sonuç: Akdeniz’in kalbi, hak etmediği bir karanlığa gömüldü.
1966’da bu kulüp kurulurken harcında inat vardı, azim vardı, Anadolu’nun o saf mücadele ruhu vardı. Samuel Eto'o’ların dünya podyumuna çıkardığı, Torosların rüzgârını arkasına alan o şanlı Antalyaspor, göz göre göre küme düştü.
Sorun Sadece Skor Değil, Sorun Ruhsuzluk!
Biz bu ligde defalarca yenildik, defalarca zor günlerden geçtik. Ama bu şehrin insanı, sahada forması sırılsıklam olana kadar koşan, yenilse bile başı dik yürüyen takımı her zaman baş tacı etti. Bu sezon ise sahada izlediğimiz şey Antalyaspor değildi; top rakipteyken sadece izleyen, armanın ağırlığını hissetmeyen, yenilgiyi kanıksamış bir "isimler" topluluğuydu.
Teknik direktörler değişti, taktikler değişti ama sahadaki o vurdumduymazlık hiç değişmedi. Küme düşmek bir spor kulübü için her zaman dünyanın sonu değildir; bir alt ligden daha güçlü dönebilirsiniz. Ancak asıl acı olan, Antalyaspor’un mücadele etmeden, savaşmadan, adeta teslim bayrağını haftalar öncesinden çekerek düşmesidir. Bu camiaya, bu cefakâr tribüne yaşatılan en büyük saygısızlık işte budur.
Şimdi Ne Olacak?
Antalya, sadece yazın gelip geçici misafirlerin ağırlandığı bir turizm şehri değildir; burası hafızası olan, kimliği olan kocaman bir kenttir. Ve Antalyaspor bu kentin en sarsılmaz kimlik parçasıdır.
Şimdi yönetimden teknik heyete, bu çöküşte payı olan herkesin şapkasını önüne koyma vaktidir:
Yönetimsel Hatalar: Günübirlik transferlerle, vizyonsuz planlamalarla kulübün geleceği karartıldı. Kurumsallaşma ve altyapı sözleri yine kağıt üstünde kaldı.
Ait Olma Duygusu: Tribünde büyüyen çocukların hayallerini, sahada ruhunu teslim etmiş bir takımla yıktınız.
Bu düşüşün tek bir hayırlı yönü olabilir: Tepeden tırnağa temizlik ve öze dönüş. Antalyaspor, bu şehrin çocuklarıyla, armasının değerini bilen bir yönetim anlayışıyla yeniden küllerinden doğmak zorundadır.
Kırmızı-beyaz renkler, Antalya’nın denizi kadar derin, güneşi kadar sıcaktır. Ligler değişir, koltuklar değişir, oyuncular gider; ama bu şehir ve bu arma baki kalır. Antalyaspor’u bu duruma düşürenler söylenecek söz yok, ama bu tribün takımını Dünyanın Ucuna bile olsa yine takip edecektir.
Şimdi her zamankinden daha yüksek sesle haykırma vaktidir: Bu kalp durmaz, bu ruh ölmez! Daha güçlü döneceğiz.