Bilin ki bu topraklarda bayrak; sıradan bir sembol değil, kanla yazılmış bir tapudur.
Bir milletin sabrını ölçmek isteyenler, ilk hamleyi her zaman bayrak üzerinden yapar. Çünkü bayrak indirildiğinde yalnızca bir direk boş kalmaz; devletin sinir uçlarına dokunulur, milletin tarihsel hafızası yoklanır. Bu bir “protesto” değildir. Bu, doğrudan meydan okumadır.
Devlet, bu tür ihlalleri fikir başlığı altında tartışmaz; hukuk düzeni içinde ama tereddütsüz karşılık verir. Çünkü egemenliğin sembolleri tartışmaya açıldığında, tartışılan şey artık düşünce değil, kamu düzenidir.
Bugün “sembolik” denilerek hafife alınan her eylem, yarın fiilî bir kalkışmanın zeminini oluşturur. Dün pankarttı, bugün bayrak; yarın neyin normalleştirilmeye çalışıldığını hep birlikte görürüz. Devletin bu noktadaki tutumu açıktır: SIFIR TOLERANS.
Bu ülkede bayrak yere düşmez.
Çünkü bu bayrağın gölgesinde;
şehitlerin son nefesi,
anaların duası,
yetimlerin sessizliği vardır.
Devleti test etmeye kalkışmak, hukuku yanlış okumaktır.
Milletin sabrını “acaba” diye yoklamak, tarihe yabancı olmaktır.
Bir kez daha, herkesin anlayacağı dilden söyleyelim:
Mermiden hızlı koşabiliyorsanız indirin.
Yaşama sebebiniz kalmadıysa indirin.
Ama unutulmamalıdır ki;
Bu bayrak iner sanan, bu milleti tanımamıştır.