SON DAKİKA: Endonezya’nın 81’inci Bağımsızlık Günü Ankara’da kutlandı Şırnak’ta aşiret liderleri ve kanaat önderlerinden "çerçeve yasa"ya tam destek Bodrum’daki Vanlıların tek talebi: "Direkt uçuş" Ataşehir’de 17 Ağustos deprem şehitleri anıldı: "Deprem değil, hazırlıksızlık felaket getirir" Bursa’da nefes kesen tatbikat; Türk bayrağı metrelerce yükseklikten indirildi İstanbul Boğazı "M/V New Victory" gemisinin geçişi nedeniyle çift yönlü trafiğe kapatıldı Marmaris Belediye FK Başkanı Karaosmanoğlu: "Hedef şampiyonluk gecemizi gündüzümüze katacağız" 17 Ağustos depreminin sene-i devriyesinde Arnavutköy’de yeni konutların temeli atıldı Başiskele’de gençlere yönelik afet farkındalık programı düzenlendi Gürsulu öğrenciler piknik şöleninde coştu
Dolar: 47,9262 TL %-0,01
Euro: 55,5554 TL %0,00
Gram Altın: 6.817,27 TL %0,18
Bel ve boyun fıtığı ağrılarında kesisiz yöntemler öne çıkıyor
17-08-2026 11:35
Bel ve boyun fıtığı ağrılarında kesisiz yöntemler öne çıkıyor

Bel ve boyun fıtığı tedavisinde tıp teknolojilerinin sunduğu yenilikler ameliyat korkusunu geride bırakıyor. Açık ameliyat endişesine kapılmadan önce mevcut durumun uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesinde fayda olduğunu aktaran Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Seyhan Orak, "Her bel ve boyun fıtığı olan hastanın açık ameliyat olması gerekmiyor" diyerek kesisiz uygulanan ‘radyofrekans nükleoplasti’ yöntemi hakkında bilgi verdi.
Toplumda bel ve boyun fıtığı teşhisi konulduğunda akla ilk olarak büyük ameliyatlar, zorlu iyileşme süreçleri ve felç kalma korkusu geliyor. Ancak gelişen medikal teknolojiler ve minimal invaziv cerrahi yaklaşımlar sayesinde fıtık tanısı alan her hastanın açık ameliyata girmesi gerekmiyor. Ameliyat endişesi nedeniyle uzman muayenesini erteleyen ve bu yüzden tedavi süreçlerini geciktiren hastalar için kesisiz yöntemlerin uygun olabildiğini hatırlatan Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Seyhan Orak, dokulara zarar vermeden uygulanan ‘radyofrekans nükleoplasti yönteminin detaylarını paylaştı. Op. Dr. Seyhan Orak, ciltte kesi yapılmadan gerçekleştirilen bu işlemin, doğru hasta seçimi yapıldığında yüksek başarı oranlarıyla hastaların aynı gün sosyal ve iş yaşamlarına dönmelerine olanak tanıdığını söyledi.

İyileşme süreci daha kısa sürüyor
Fıtıklaşmış diski içinde jel bulunan bir yastıkçığa benzeterek sürecin işleyişini aktaran Op. Dr. Seyhan Orak, "Fıtık oluştuğunda bu yapı dışarı doğru taşarak sinire baskı yapıyor. Nükleoplasti işleminde disk içine yerleştirilen özel prob sayesinde düşük ısıda radyofrekans enerjisi uygulanıyor. Bu sayede disk hacmi küçülüyor, disk içi basınç azalıyor ve sinir üzerindeki baskı hafifliyor. Böylece ağrının azalması hedefleniyor" dedi. Yöntemin uygulanışına ilişkin de detay veren Op. Dr. Seyhan Orak, "Radyofrekans nükleoplasti, uygun hastalarda uygulanabilen, ciltte yalnızca birkaç milimetrelik bir girişten yapılan, kesi gerektirmeyen minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. Disk içine özel bir prob yerleştiriliyor ve kontrollü radyofrekans enerjisiyle disk içindeki basınç azaltılıyor. Böylece sinir üzerindeki baskı hafifliyor ve hastanın şikayetleri azalabiliyor. Kaslar ve kemikler zarar görmediği için iyileşme süreci de oldukça konforlu olabiliyor" ifadelerini kullandı.

Hastalar kısa sürede rutinlerine dönebilirler
Op. Dr. Seyhan Orak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Büyük kesi yapılmaması, kas ve kemik dokusunun korunması, daha az ağrı, düşük enfeksiyon ve kanama riski ile hızlı iyileşme en önemli avantajlarıdır. Masa başı çalışan birçok hasta birkaç gün içinde işine dönebilmektedir. İşlem genellikle lokal anestezi ve hafif sedasyon altında gerçekleştirilir. Ortalama 20-30 dakika sürer. Hasta ciddi ağrı hissetmez; çoğunlukla hafif bir basınç hissi olur. Hastalar birkaç saat gözlem altında tutulduktan sonra yürüyerek taburcu edilebilir."

Başarıda en önemli unsur doğru hasta seçimi
Yöntemin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Op. Dr. Seyhan Orak, "En iyi sonuçları; küçük ve orta derecedeki disk fıtıklarında, diskin bütünlüğünün korunduğu, ilaç ve fizik tedaviye rağmen ağrısı devam eden ancak ciddi kas gücü kaybı olmayan hastalarda alıyoruz. Başarıyı belirleyen en önemli unsur doğru hasta seçimidir. Doğru hasta seçildiğinde başarı oranı bilimsel çalışmalarda yaklaşık yüzde 70-90 arasında bildirilmektedir" açıklamasını yaptı. Cerrahi gerektiren durumları ve ertelemenin risklerini vurgulayan Op. Dr. Seyhan Orak, "Patlamış (sekestre) disk fıtıkları, ciddi kas gücü kaybı, idrar veya büyük abdest kontrolünün bozulması, ileri sinir veya omurilik basısı, belirgin omurga instabilitesi ve kauda equina sendromu gibi durumlarda cerrahi tedavi ön plandadır. Bel ve boyun ağrısı yaşayan hastalar ameliyat korkusuyla muayeneyi geciktirmemelidir. Her bel ve boyun fıtığı ameliyat gerektirmez. Önemli olan doğru tanı, doğru hasta seçimi ve doğru zamanda doğru tedavinin uygulanmasıdır" sözlerini kaydetti.

Okunma Sayısı: 29


Captcha