SON DAKİKA: Metin Aslan Edremit Ticaret Odası’nın yeni başkanı oldu Sultangazi’de İSKİ’nin çalışma yaptığı yol çöktü, ambulansın lastiği de çukura düştü Bahçelievler’de 21 bin 237 binanın yüzde 52’si 2000 yılı öncesinde yapıldı Vali Aydoğdu, COP31 için Antalya’ya giden polislerle görüştü Bakanlıktan sanatçı Canan Tolon’un eserlerinin kırılması ile ilgili açıklama Aydın Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Şenliği başladı Aydın Valisi Varol, öğrencilerle bir araya geldi Minikler drama etkinliği ile hem öğrendi, hem de eğlendi MHP’li Osmanağaoğlu’ndan İzmir’de iki ilçeye İŞKUR Hizmet Merkezi kurulması çağrısı Emniyetten öğrenci velilerine bilgilendirme
Dolar: 50,0248 TL %0,05
Euro: 56,2409 TL %0,43
Gram Altın: 6.511,95 TL %3,30
Doç. Dr. "Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi başarısı artıyor"
04-11-2026 09:35
Doç. Dr. "Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi başarısı artıyor"

8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası’ dolayısıyla yaptığı açıklamada lösemi hastalığı, belirtileri, tanı ve tedavi süreçleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.
Çocukluk çağında en sık görülen kanser türü olan lösemide erken tanı ve tedavinin eksiksiz sürdürülmesinin önemine dikkat çeken Çakmak, günümüzde çocukluk çağı akut lenfoblastik lösemisinde (ALL) beş yıllık yaşam oranının yaklaşık yüzde 90’a ulaştığını belirtti. Löseminin, kemik iliğinde kan hücrelerinin üretiminden sorumlu hücrelerin anormal şekilde çoğalmasıyla ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Çakmak, bu durumun zamanla sağlıklı kan hücrelerinin yerini alarak vücudun oksijen taşıma, enfeksiyonlarla mücadele etme ve kanamayı durdurma işlevlerini olumsuz etkilediğini söyledi. Kan hücrelerinin görevlerine göre lösemi belirtilerinin farklılık gösterdiğini belirten Çakmak, alyuvarların azalmasının solukluk, halsizlik ve çabuk yorulmaya; sağlıklı akyuvarların azalmasının ateş ve sık tekrarlayan enfeksiyonlara; trombositlerin azalmasının ise kolay morarma ve kanamalara neden olabildiğini kaydetti.

Geçmeyen halsizlik, ateş ve nedensiz morluklara dikkat
Lösemi açısından dikkat edilmesi gereken belirtilere değinen Hatice Mine Çakmak; geçmeyen halsizlik, solukluk, nefes darlığı, tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar, nedensiz morluklar, ciltte küçük kırmızı noktalar, burun ve diş eti kanamaları ile kemik ve eklem ağrılarının önemli bulgular arasında yer aldığını söyledi. Özellikle çocuklarda topallama veya yürümek istememe gibi belirtilerin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Bu belirtilerin her zaman lösemi anlamına gelmediğini hatırlatan Çakmak, şikayetlerin uzun sürmesi, tekrarlaması veya birden fazla belirtinin birlikte görülmesi durumunda hekime başvurulması gerektiğini belirterek, tanı sürecinin ilk aşamasında yapılan kan sayımının önemli bilgiler sağladığını kaydetti.

Löseminin nedeni her zaman bilinmiyor
Löseminin kesin nedeninin henüz bilinmediğini, genetik ve çevresel faktörlerin hastalığın gelişiminde rol oynayabildiğini ifade eden Çakmak, bazı genetik hastalıkların, daha önce alınan kemoterapi veya ışın tedavilerinin ve benzen gibi kimyasallara maruz kalmanın risk faktörleri arasında değerlendirildiğini söyledi. Löseminin genellikle anne ve babadan çocuğa geçen bir hastalık olmadığının altını çizen Çakmak, özellikle çocuklarına lösemi tanısı konulan ailelerin kendilerini suçlamamaları gerektiğini vurguladı. Hastalığın ailenin ihmali ya da yaptığı bir hatanın sonucu olarak ortaya çıkmadığını da belirtti.

Tanı ve tedavi süreci hastaya göre planlanıyor
Lösemi tanısında öncelikle kan sayımı yapıldığını, şüpheli bulguların varlığında kemik iliğinden örnek alınarak özel incelemeler ve genetik testler gerçekleştirildiğini aktaran Doç. Dr. Çakmak, bu incelemeler sonucunda hastalığın türünün belirlendiğini ve tedavi planının oluşturulduğunu ifade etti. Çocukluk çağı ALL tedavisinin temelini kemoterapinin oluşturduğunu belirten Çakmak, tedavinin yoğun tedavi, ara idame, yeniden yoğunlaştırma ve idame aşamalarından meydana geldiğini söyledi. İdame tedavisinin ekseriya evde veya poliklinik ortamında ağızdan alınan ilaçlar ve belirli aralıklarla uygulanan damar içi tedavilerle sürdürüldüğünü, hastalığın merkezi sinir sistemine yerleşmesini önlemek amacıyla bazı ilaçların bel yoluyla da verildiğini kaydetti. Tedavi süresinin kız çocuklarında yaklaşık 2,5 yıl, erkek çocuklarında ise yaklaşık 3,5 yıl olduğunu belirten Doç. Dr. Çakmak, löseminin türüne ve hastanın durumuna göre hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapi, ışın tedavisi ve kök hücre nakli gibi farklı yöntemlerin de uygulanabildiğini ifade etti.

Tedavinin yarım bırakılmaması hayati önem taşıyor
Tedavi sırasında bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle enfeksiyon riskinin arttığına dikkat çeken Hatice Mine Çakmak, ateş yükselmesi durumunda vakit kaybetmeden tedavinin yürütüldüğü sağlık merkezine başvurulması gerektiğini söyledi. Hastanın kendisini iyi hissetmesinin tedaviyi sonlandırmak için yeterli olmadığını vurgulayan Çakmak, özellikle idame tedavisinin eksiksiz tamamlanmasının hastalığın tekrarlama riskinin azaltılması açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Ayrıca tedavi sürecinde bitkisel ürün veya besin takviyesi kullanılmadan önce mutlaka hekime danışılması gerektiğini hatırlattı. Lösemi tedavisinde son elli yılda önemli bilimsel gelişmeler kaydedildiğini belirten Çakmak, 1960’lı yıllarda yüzde 10’un altında olan çocukluk çağı ALL’de beş yıllık yaşam oranının günümüzde yaklaşık yüzde 90’a ulaştığını ifade etti. Çocukluk çağı AML’de ise bu oranın yüzde 65-75 arasında değiştiğini aktardı.
Akut lösemide tanıdan sonraki iki yılı hastalıksız geçiren çocukların büyük ihtimalle iyileşmiş kabul edildiğini belirten Çakmak, her hastanın klinik özelliklerinin ve tedaviye yanıtının farklılık gösterdiğini, bu nedenle tedavi sürecinin uzman hekimler tarafından bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takibin lösemiyle mücadelede büyük önem taşıdığını belirterek, çocukluk çağı lösemilerinin günümüzde önemli bir bölümünün başarıyla tedavi edilebildiğini vurguladı.

Okunma Sayısı: 16


Captcha