SON DAKİKA: Endonezya’nın 81’inci Bağımsızlık Günü Ankara’da kutlandı Şırnak’ta aşiret liderleri ve kanaat önderlerinden "çerçeve yasa"ya tam destek Bodrum’daki Vanlıların tek talebi: "Direkt uçuş" Ataşehir’de 17 Ağustos deprem şehitleri anıldı: "Deprem değil, hazırlıksızlık felaket getirir" Bursa’da nefes kesen tatbikat; Türk bayrağı metrelerce yükseklikten indirildi İstanbul Boğazı "M/V New Victory" gemisinin geçişi nedeniyle çift yönlü trafiğe kapatıldı Marmaris Belediye FK Başkanı Karaosmanoğlu: "Hedef şampiyonluk gecemizi gündüzümüze katacağız" 17 Ağustos depreminin sene-i devriyesinde Arnavutköy’de yeni konutların temeli atıldı Başiskele’de gençlere yönelik afet farkındalık programı düzenlendi Gürsulu öğrenciler piknik şöleninde coştu
Veri çekilemedi: JSON yapısı değişti veya gerekli veriler bulunamadı.
Bilinipte Saklanan Gerçeklerimiz - Fahri Becene

Bilinipte Saklanan Gerçeklerimiz


Bir zamanlar “dost” dediğimiz kimseler vardı; bir masaya oturduğunda aynı ekmeği bölüşmekten mahcup olan, omuzuna dokunduğunda içinden geçen acıyı sezebilen insanlar… Ve akrabalar vardı; aynı kanın, aynı toprağın, aynı tarihin taşıyıcıları. Birbirinin yokluğunu kendi yokluğu sayan, birinin derdine koşmayı namus bilen insanlar… Fakat bugün zamanın ağır ritmi bu bağları aşındırmış gibi.

Artık dostluk da eski dostluk değil; akrabalık da eski akrabalık…
İnsanlar, çıkarlarının gölgesine sığınarak yürür olmuşlar. Bir adım ileri atarken geride bıraktıklarına bakma zahmetine bile girmiyorlar. Kimse kimsenin acıyla kıvrandığını merak etmiyor, kimse kimin tok kimin aç olduğunu umursamıyor. Akrabalık bağları, modern dünyanın bencilliğiyle sınandığında acı bir gerçek ortaya çıkıyor: Herkes kendi yokuşunu, kendi kavgasını taşıyor; geriye dönüp “Sen nasılsın?” diye soran ise gitgide azalıyor.

Daha da acısı, yalnızca umursamazlık değil…
Birbirlerinin kuyusunu kazan, düşene tekme vuran, gülüşlerin ardına sahte yüzler saklayan bir kalabalığın içinde yaşıyoruz. İnsan ilişkilerinin dokusuna gaddarlık sinmiş; merhamet, hatırlanması zor eski bir kelime gibi. Kimi zaman kendi akrabandan gördüğün soğukluk, bir yabancının şefkatinden daha ağır, daha keskin bir yara açıyor insanda.

Oysa akrabalık, sadece kan bağı değildir; insanın insana dayanması, aynı sofrada bir tas çorbayı kardeşçe paylaşmasıdır. Dostluk ise en zor zamanlarda omuz omuza durmanın adıdır. Bugün unutulan da tam olarak budur: Paylaşmanın, dayanışmanın, birbirini kollamanın o derin insanlığı.

Ve belki de bu çağın en büyük kaybı, insanların birbirine sırt çevirmeyi öğrenmesi değil; acımasızlığı, gaddarlığı normal kabul edecek kadar körelmesidir.

Yine de umut tükenmez. Bir kişinin merhameti bile bir koca topluluğun karanlığını yırtabilecek bir ışıktır. Çünkü insanlığın asıl gücü, birbirine sahip çıktığı anlarda ortaya çıkar.

PusuHaber

Copyright © 2024 PusuHaber Medya AŞ. Tüm Hakları Saklıdır.

HABERLER

Spor
Ekonomi
Magazin
Sağlık

HABERLER

Asayiş
Çevre
Eğitim
Genel

HABERLER

Politika
Kültür & Sanat
Haberde İnsan
Teknoloji

Hakkımızda Bize Ulaşın Künye