SON DAKİKA: Bilal Erdoğan Konya’da gençlerle buluştu Edremit Yörükleri Derneği’nden Kaykamam Odabaş ’a ziyaret Nevşehir’de fırtına ağıl ve mandırayı vurdu: 12 koyun telef oldu İzmit Yenidoğan’a kapalı pazar alanı yapılacak Rüzgardan devrilen ağaçlar temizleniyor Aksaray’da kan bağışı kampanyasına Vali Duru da katıldı Osmangazi’de ‘Yeni Gezici Kütüphane Yollarda’ Nilüfer’de 70 noktada denetim Erzincan TSO Başkanı Tanoğlu gazilerle bir araya geldi Sultangazi’de gençlik buluşmaları tam gaz devam
Dolar: 43,7416 TL %0,22
Euro: 51,8519 TL %-0,17
Gram Altın: 7.003,88 TL %1,52
Bilinipte Saklanan Gerçeklerimiz
Yazar Resmi
Fahri Becene

Bilinipte Saklanan Gerçeklerimiz


Bir zamanlar “dost” dediğimiz kimseler vardı; bir masaya oturduğunda aynı ekmeği bölüşmekten mahcup olan, omuzuna dokunduğunda içinden geçen acıyı sezebilen insanlar… Ve akrabalar vardı; aynı kanın, aynı toprağın, aynı tarihin taşıyıcıları. Birbirinin yokluğunu kendi yokluğu sayan, birinin derdine koşmayı namus bilen insanlar… Fakat bugün zamanın ağır ritmi bu bağları aşındırmış gibi.

Artık dostluk da eski dostluk değil; akrabalık da eski akrabalık…
İnsanlar, çıkarlarının gölgesine sığınarak yürür olmuşlar. Bir adım ileri atarken geride bıraktıklarına bakma zahmetine bile girmiyorlar. Kimse kimsenin acıyla kıvrandığını merak etmiyor, kimse kimin tok kimin aç olduğunu umursamıyor. Akrabalık bağları, modern dünyanın bencilliğiyle sınandığında acı bir gerçek ortaya çıkıyor: Herkes kendi yokuşunu, kendi kavgasını taşıyor; geriye dönüp “Sen nasılsın?” diye soran ise gitgide azalıyor.

Daha da acısı, yalnızca umursamazlık değil…
Birbirlerinin kuyusunu kazan, düşene tekme vuran, gülüşlerin ardına sahte yüzler saklayan bir kalabalığın içinde yaşıyoruz. İnsan ilişkilerinin dokusuna gaddarlık sinmiş; merhamet, hatırlanması zor eski bir kelime gibi. Kimi zaman kendi akrabandan gördüğün soğukluk, bir yabancının şefkatinden daha ağır, daha keskin bir yara açıyor insanda.

Oysa akrabalık, sadece kan bağı değildir; insanın insana dayanması, aynı sofrada bir tas çorbayı kardeşçe paylaşmasıdır. Dostluk ise en zor zamanlarda omuz omuza durmanın adıdır. Bugün unutulan da tam olarak budur: Paylaşmanın, dayanışmanın, birbirini kollamanın o derin insanlığı.

Ve belki de bu çağın en büyük kaybı, insanların birbirine sırt çevirmeyi öğrenmesi değil; acımasızlığı, gaddarlığı normal kabul edecek kadar körelmesidir.

Yine de umut tükenmez. Bir kişinin merhameti bile bir koca topluluğun karanlığını yırtabilecek bir ışıktır. Çünkü insanlığın asıl gücü, birbirine sahip çıktığı anlarda ortaya çıkar.