SON DAKİKA: Minibüs durağını kirleten gençler hatalarını anlayınca yerleri temizlediler "Sosyal medyada mantık yanlışları yaygın" Sarıkamış’ta sömestr heyecanı: Kristal kar üzerinde doluluk yüzde 100’e ulaştı İstanbul Valisi Davut Gül, Güngören’de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Atlas Çağlayan’ın ailesini ziyaret etti Üreticiye yüzde 50 hibeli tarımsal ve hayvansal destek Nilüfer’in pazarlarında hizmet kalitesi iş birliğiyle artıyor Bursa’da yüzlerce kadın aynı anda iyilik için ilmek attı Yoğun kar yağışı ulaşımı etkiledi Uludağ rengarenk, sömestr cümbüşü yaşanıyor.. Bu merkezler 2025’te 24 bin öğrenciye hizmet verdi
Dolar: 43,2789 TL %0,22
Euro: 50,2002 TL %-0,10
Gram Altın: 6.375,38 TL %-0,30
Bilinipte Saklanan Gerçeklerimiz
Yazar Resmi
Fahri Becene

Bilinipte Saklanan Gerçeklerimiz


Bir zamanlar “dost” dediğimiz kimseler vardı; bir masaya oturduğunda aynı ekmeği bölüşmekten mahcup olan, omuzuna dokunduğunda içinden geçen acıyı sezebilen insanlar… Ve akrabalar vardı; aynı kanın, aynı toprağın, aynı tarihin taşıyıcıları. Birbirinin yokluğunu kendi yokluğu sayan, birinin derdine koşmayı namus bilen insanlar… Fakat bugün zamanın ağır ritmi bu bağları aşındırmış gibi.

Artık dostluk da eski dostluk değil; akrabalık da eski akrabalık…
İnsanlar, çıkarlarının gölgesine sığınarak yürür olmuşlar. Bir adım ileri atarken geride bıraktıklarına bakma zahmetine bile girmiyorlar. Kimse kimsenin acıyla kıvrandığını merak etmiyor, kimse kimin tok kimin aç olduğunu umursamıyor. Akrabalık bağları, modern dünyanın bencilliğiyle sınandığında acı bir gerçek ortaya çıkıyor: Herkes kendi yokuşunu, kendi kavgasını taşıyor; geriye dönüp “Sen nasılsın?” diye soran ise gitgide azalıyor.

Daha da acısı, yalnızca umursamazlık değil…
Birbirlerinin kuyusunu kazan, düşene tekme vuran, gülüşlerin ardına sahte yüzler saklayan bir kalabalığın içinde yaşıyoruz. İnsan ilişkilerinin dokusuna gaddarlık sinmiş; merhamet, hatırlanması zor eski bir kelime gibi. Kimi zaman kendi akrabandan gördüğün soğukluk, bir yabancının şefkatinden daha ağır, daha keskin bir yara açıyor insanda.

Oysa akrabalık, sadece kan bağı değildir; insanın insana dayanması, aynı sofrada bir tas çorbayı kardeşçe paylaşmasıdır. Dostluk ise en zor zamanlarda omuz omuza durmanın adıdır. Bugün unutulan da tam olarak budur: Paylaşmanın, dayanışmanın, birbirini kollamanın o derin insanlığı.

Ve belki de bu çağın en büyük kaybı, insanların birbirine sırt çevirmeyi öğrenmesi değil; acımasızlığı, gaddarlığı normal kabul edecek kadar körelmesidir.

Yine de umut tükenmez. Bir kişinin merhameti bile bir koca topluluğun karanlığını yırtabilecek bir ışıktır. Çünkü insanlığın asıl gücü, birbirine sahip çıktığı anlarda ortaya çıkar.